İstanbul'un Selatin Camileri

İstanbul'un Selatin Camileri

İstanbul'un Selatin Camileri

İstanbul'un selatin camileri, şehrin siluetine estetik bir zarafet katan muazzam dini yapılarıyla büyüleyici birer anıttır. Yeni Camii'nin kubbesinden, Şehzade Camii'nin incelikle işlenmiş detaylarına kadar uzanan bu camiler, Osmanlı mimarisinin zirvesini temsil eder. 

suleymaniye-camii

Süleymaniye Camii

Mimar Sinan’ın “Kalfalık eserimdir.” dediği Süleymaniye Camii, İstanbul’un en sağlam mimari yapılarından biridir. Osmanlı Devleti’nin bir dönem ‘güç simgesi’ olarak dahi gösterilen, 2021 itibariyle 464 yaşındaki cami; aslen medreseler, kütüphane, sıbyan mektebi, hastane, hazire, imaret ve dükkanlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi’nin yapıtaşıdır.İstanbul’da yaşanan en şiddetli depremleri bir çatlak dahi almadan atlatmış olan Süleymaniye Camii, bugün bile beklenen büyük İstanbul depremi için bir numaralı sığınılacak yer olarak gösterilir. Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile Mimar Sinan tarafından 1550’de yapımına başlanan ve hakkında neredeyse sayısız rivayet bulunan yapı, yedi yıllık hummalı bir çalışma sonucunda tamamlanır. İlk beş yılı, eğimli bir zeminde olduğundan temelinin sağlamlaşması adına inşa aşamasına başlanmayan cami, rivayet edilir ki bu nedenle Osmanlı’nın güç sembolü olacakken yanlış anlaşılmalara bile sebep olur.Dünyanın ilk is odalı camisi olma unvanını taşıyan, ilk yıllarda akustiği turşu küpleriyle sağlanan, kandillerinin üzerine örümcek gelmesin diye avizeleri deve kuşu yumurtası konan Süleymaniye Camii; Kanuni Sultan Süleyman başta olmak üzere Osmanlı’nın 15 ve 16’ncı yüzyıl devlet insanlarının en önemlilerini haziresinde barındırır.Kadrajlara sığmayan avlusu, ferah iç mekanı ve etrafındaki yapılarıyla tamamlandığı ilk yıllarda bir şehir planlama örneği olarak öne çıkan caminin çevresindeki dükkanlar yüzyıllardır işlevselliğini korumaya devam eder.Annenizin yaptığı dışında dünya üzerinde yiyebileceğiniz en leziz kuru fasulyeyi yapan lokantalarıyla da zorlu konumuna ulaşan ziyaretçilerini aç bırakmayan Süleymaniye Camii, kapısının hemen karşısında bulunan ve kendisine kıyasla oldukça mütevazı olan Mimar Sinan Türbesi ile de adeta bir bütünlük sağlar.
sultanahmet-camii

Sultanahmet Camii

Bulunduğu meydana da adını veren Sultan Ahmet Camii, İstanbul’un en önemli kültürel ve manevi gezi noktalarının başında gelir. Fatih ilçesinde, tarihi açıdan öneme sahip birçok yapının bulunduğu turistik bir bölgede konumlanıyor. İç mekan duvarlarındaki mavi renkli İznik çinilerinden dolayı ‘Mavi Camii’ olarak da anılan Sultan Ahmet Camii, kentin silüeti açısından vazgeçilmez bir değerdir. Sultanahmet Camii, aynı zamanda dünyanın en meşhur camilerinden biridir. Padişah I. Ahmet tarafından 1606-1616 yılları arasında yaptırıldı. Yapıldığı dönemde Osmanlı İmparatorluğu açısından askeri, ekonomik, toplumsal problemler söz konusuydu. Bu nedenle eleştirileri üzerine çekti. Çünkü sahip olduğu altı minare ve devasa boyutları ile alışılagelmişin dışında görkemliydi. Yakınına gelindiğinde At Meydanı çıkışı ya da avlu girişinden geçilerek avluya, oradan da camiye girilebiliyor. Doğrudan camiye girilebilen bir kapısı daha bulunuyor. Caminin içinde kalın filayakları da denilen dev kolonlar, ana kubbeyi destekliyor. 250’yi aşkın pencereye sahip olan iç mekan oldukça aydınlık. Camideki İznik çinileri göz alıcıdır. Uzmanlara göre çiniler, bu sanatın altın çağına bir vurgudur adeta… Göz alıcı kubbe süslemeleri ve genel ambiyansı ile eşsizdir. Minber bölümü, hünkar mahfili ve mihrap son derece detaylı süslemelere sahiptir. Avludan görüldüğünde dikkat çeken kubbeleri ve günümüzde kullanılmamakla birlikte altıgen biçimli sofistike şadırvanı öne çıkanlar arasındadır. Bu arada şadırvan kullanılmadığı için namaz kılmak isteyenler abdestlerini caminin dışında yan yana sıralanmış musluklardan alabilirler.
sehzade-camii

Şehzade Camii

Şehzade Camii, İstanbul’daki meşhur Osmanlı yadigarı eserlerden biridir. Fatih ilçesinde Büyükşehir Belediyesi binasının yaklaşık olarak karşısında konumlanır.Henüz padişah değilken Kanuni Sultan Süleyman tarafından vefat etmiş oğlu Mehmed adına, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Yapımı beş sene sürmüş ve 1548’de tamamlanmıştır. ‘Şehzade Mehmed Camii’ olarak da bilinir. Osmanlı Saray Başmimarı olan Mimar Sinan’ın Şehzade Camii için ‘çıraklık eserimdir’ dediği bilinir.Beş kapısı bulunan duvarları pencereli bir avlunun içerisinde yükselir. Kare planlıdır. Dört fil ayağı üzerine ana kubbe ve köşelerindeki dört yarım kubbe ile örtülü caminin iç mekanında ferahlık ve ince işçilik öne çıkar. Süslemelere sahip son derece zarif iki minaresi vardır.Cami haziresinde çok sayıda türbe göze çarpar. Mimar Sinan tarafından yapılmış Şehzade Mehmed Türbesi, süsleme ve bezemelerin ilgi çekeceği sekizgen planlı bir yapıdır. Renk cümbüşü sunan çinileri ile adından söz ettirir. Türbede ayrıca Şehzade Cihangir’in sandukası bulunur. Yakınında yine aynı kıymetli mimarın elinden çıkmış Rüstem Paşa Türbesi de görülebilir.
nuruosmaniye-camii

Nuruosmaniye Camii

İstanbul’un Fatih ilçesindeki turistik çekim merkezi Kapalıçarşı’da, sirkülasyonun yoğun olduğu noktalarından biri olan Çarşı Kapı’dan dışarı adımınızı attığınızda karşınıza görkemli Nuruosmaniye Camii çıkar. Kapalıçarşı’nın aynı zamanda ‘Sandal Bedesteni’ adıyla bilinen meşhur kısmına yakın konumdaki tarihi cami, ilk önce yüksek ağaçlarla gölgelenmiş avlusuyla dikkat çeker. Farklı yerlerden basamaklarla çıkılan alçak bir set üzerindeki Nuruosmaniye Camii, I. Mahmut tarafından başlanıp kardeşi III. Osman tarafından tamamlanmış bir yapıdır. Fransa kökenli barok tarzının Osmanlı’daki ilk örneklerinden biri olmasıyla bilinir. İlk harcı 1748’de atılmış yapının iç mekanı büyük bir kubbeyle örtülüdür. Kare planlı caminin özenle vurgulanmış kemerleri dikkat çeken mimari öğeleri arasındadır. Son cemaat yeri adlı kısım caminin batısında konumlanır. Burası caminin içi ile avlu arasındaki üzeri kapalı bir alandır. Nuruosmaniye Camii için ‘mimarının alışılmışın dışındaki tarzının kurbanı olmuş bir yapı’ yorumu uzmanlar nezdinde sıklıkla dile getirilir. Çünkü oranları simetrik değildir, garip ve dağınık bir şekilde yerleştirilmiş parçalarla oluşturulmuş bir bütün gibidir bu tarihi cami. En nihayetinde ise güzel avlusu, gösterişli süslemeleri ve son derece yoğun oluşuna kaynaklık eden turistik konumu dolayısıyla şehrin en çok ziyaret edilen camileri arasında yer alır.
fatih-camii-ve-kulliyesi

Fatih Camii ve Külliyesi

Fatih Camii ve Külliyesi, karşınıza çıkar çıkmaz görkemiyle hayranlık uyandıracak cinstendir. İstanbul’un Fatih ilçesinin kalbinde, Fevzi Paşa Caddesi üzerinde yer alan yapı, aynı zamanda bulunduğu bölgeye de adını verir.Fatih Camii ve Külliyesi, İstanbul’u fetheden ve ardından ‘Fatih’ unvanını alan Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılır. 1470’te tamamlanan cami ve külliye; geniş avlusu, büyük camisi, yüksek eğitim odaklı sekiz adet medresesi, ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtılan tabhanesi, yoksullara yardım esaslı imareti, darüşşifası, kervansarayı, sıbyan mektebi, kütüphane ve hamamıyla deyim yerindeyse bir şehir planlama örneği teşkil eder.Ayasofya ile kıyaslanan camisi, 1766’daki büyük deprem sonucunda yıkılır. Padişah III. Mustafa tarafından vakit kaybedilmeden yeniden yapılması istenen ibadethane, hummalı çalışmalar neticesinde 1771’de tamamlanarak yeniden hizmete açılır. Kompleksin ilk halinden kalan yerler ana cümle kapısı, minarelerin ilk şerefeye kadar olan kısımları ile mihraptan ibarettir. Onarım görerek yeniden ayağa kaldırılan Fatih Camii ve Külliyesi’nde cümle kapısına komşu görkemli cami avlusu ve caminin kendisi de oldukça dikkat çeker.Caminin 26 metre çapındaki büyük kubbesi, onu destekleyen doğusundaki aynı çapta yarım kubbesi, çeşmesi, panoları, süslemeleri, kemerleri, kuzey ve güneyinde koridorları öne çıkanlar arasında gösterilebilir. Padişahların namaz kıldıkları hünkar mahfili adı verilen kısımda ise zaman zaman Türk misafirperverliğini günümüzde de yaygınlaştırmak adına çay ikramları olur.Caminin arkasındaki mezarlıkta Fatih Sultan Mehmet’in barok tarzdaki ve eşi Gülbahar’ın klasik tarzdaki sade türbeleri görülebilir. II. Mahmut tarafından yaptırılan kütüphane, orijinalinin birebir aynısı olan medreseler, başarılı restorasyonu ile 46 kubbeli çarpıcı tabhane incelenebilir. Ayrıca burada tabhanenin karşısında Sultan I. Abdülhamit’in eşi Nakşidil Valide Sultan’ın barok-ampir tarzdaki binası ile ilgi çeken türbesi de ziyaret edilebilir. Başka türbelere de ev sahipliği yapan Fatih Camii ve Külliyesi, şehrin manevi açıdan önemli alanları arasında gösterilir.
yavuz-sultan-selim-camii

Yavuz Sultan Selim Camii

Sadece sekiz yıl padişah olarak kalmasına rağmen sınırları 2,5 kat artıran, Mısır’ı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katmakla kalmayıp Halifeliği de getiren Yavuz Sultan Selim, tek oğlu dışındaki tüm erkek akrabalarını öldürmesiyle de bilinir. Ayrıca ayaklanmalarda tereddütsüz şekilde zor kullanması, beğenmediği kim olursa olsun sert tutum göstermesiyle de hem öncülleri hem halefleri nezdinde ayrı bir yer edinir. İstanbul’un Fatih ilçesinde Haliç’e yakın bir yükselti üzerindeki Yavuz Sultan Selim Camii ise padişahın şöhretine tezat oluşturacak şekilde dingin bir atmosfere sahiptir. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmak istenen cami, ani ölümü üzerine 1520’li yılların sonuna doğru oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamamlandı. 9’uncu Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, sırtında çıkan ve bir türlü tedavi edilemeyen bir çıban yüzünden Edirne’de hayata gözlerini yumdu.Cami, sekizgen kubbeli şadırvana sahip, çok renkli sır tekniği ile hazırlanmış İznik çinilerinin süslediği avlusuyla dikkat çeker. Çünkü burası ulu ağaçlarla dolu yemyeşil bahçesi ve kuş cıvıltıları ile huzur doludur. Kare planlı caminin iç mekanında da zarif çiniler yer alır. Genel itibarıyla imam kürsüsü, kafesler ve diğer tüm bölümlerinde yoğun süslemelerin bulunduğu Yavuz Sultan Selim Camii’nde orijinal ahşap işçiliği de göz alıcı ayrıntıları arasında gösterilebilir. Adına yaptırdığı camiyi tamamlayan oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Yavuz Sultan Selim Türbesi’nin de yakınında bulunduğu ve 2010’da ibadete açılan tarihi cami, şehrin öne çıkan manevi ve sanatsal gezi noktaları arasındadır. 
eyup-sultan-camii

Eyüp Sultan Camii

İstanbul’un Eyüpsultan semti içerisinde yer alan tarihi Eyüp Sultan Camii Haliç’in kıyısında konuşlanır. Bu avantajlı konumu sene boyunca hem yerli hem de yabancı turistler tarafından daha çok ziyaret edilmesini sağlar. Tarihi caminin özellikle şadırvanı ilk etapta göze çarpar. Hayranlık duygusu uyandıran bu şadırvanın mihrap bölümü çıkıntılıdır. Burası ayrıca dikdörtgen şekilde planlanır. Hemen orta bölümünde Eyüp Sultan Türbesi göze çarpar. Cami, avlusunun orta bölümünde oldukça yaşlı bir çıvar bulunur.Eyüp Sultan Camii, 15’inci yüzyıldan sonra onlarca defa onarımdan geçirilir. İlk dönemlerde camiye ait minarelerin boyu bugüne göre daha kısadır. 1800’lü yılların ortalarında uzun minareler buraya dahil edilir. 1823 senesinde denize bakan minare yıldırımdan dolayı büyük hasar görür ve tekrar inşa edilmek durumunda kalır. Cümle kapısının hemen ön tarafında yer alan Sinan Paşa Kasrı 18’inci yüzyılın son döneminde yıktırılır. Çınar ağacı tam olarak bu konumda yükselir. Çınar ağacının çevresi bir parmaklıkla çevirilidir. Bu parmaklığın köşelerinde dört adet çeşme yer alır. Bu küçük çeşmeler hacat ve kısmet çeşmeleri olarak yer alır. Büyük onarımından sonra Sultan III. Selim burada namaz kılar. Kendisi Mevlevi olduğu için buradaki parmaklıklarda Mevlevi sikkeleri bulunur.Avluya girmek için iki ayrı kapı kullanılır. İç avlu toplamda 13 kubbelidir. Türbe kısmında ise tek bir kubbenin yer aldığı görülür. Son cemaat yerinin ön tarafında altı sütunu ve yedi kubbesi olan bir revaktan söz edilebilir. Mermer malzemeden yapılan cümle kapının hemen üzerinde 9 dizelik kitabe yer alır. Bilhassa servi ile türbeler tarihi ibadet mekanının çevresini daha da önemli kılar. Eyüp Sultan Belediyesi resmi logosunda bu camiye yer verir.
yeni-camii

Yeni Camii

İstanbul Eminönü Bahçekapı’da bulunan Yeni Camii ya da Valide Sultan Camii'nin temelleri, Sultan lll. Murad’ın eşi Safiye Sultan'ın emriyle 1597 yılında atılarak, 1665’te zamanın padişahı lV. Mehmed’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın büyük çaba ve bağışlarıyla tamamlandı. Osmanlı dönemi Türk mimarisinde yapımı en uzun sürede tamamlanan camii, bulunduğu konum itibariyle şehrin silüetine ve görselliğine önemli ölçüde katkı sağlar ve Osmanlı ailesi tarafından yaptırılan büyük camilerin son örneğidir. Yeni Cami ve külliyesinin inşaatı, oğlu III. Mehmet’in tahta geçmesinden sonra siyasi işlere de karışmaya başlayan ve iktidarını temsil etmek üzere Eminönü’de bir cami yaptırmak isteyen Valide Safiye Sultan tarafından 1597’de başlatılmıştır.  Mimar Davut Ağa tarafından yapılmaya başlanmış, Mimar Dalgıç Ahmed Ağa tarafından devam ettirilmiştir. Vebaya yakalanan Mimar Davut Ağa’nın ve Safiye Sultan'ın ölümü ile yarım kalan inşaat, aşırı masrafı dolayısıyla başlangıcından 66 yıl sonra dönemin mimarbaşısı Mustafa Ağa tarafından IV. Mehmed zamanında bitirilmiştir. Yeni Cami ile birlikte Valide Sultan Türbesi, Hünkâr Kasrı, sebil, çeşme, sübyan mektebi, darülkurra, Mısır Çarşısı da projeye katılarak inşa edilmiştir. Cami deniz kenarına inşa edilmiştir ancak denizle mesafesi sonradan denizin doldurulması sonucu artmıştır. Dış görünüşü itibariyle Süleymaniye Camii'ne benzer nitelikler gösterse de kubbesinin piramidi andırır şekilde yükselmesi kendine has bir özelliktir. Fotoğraf Kaynağı: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yeni_Cami
beyazit-camii

Beyazıt Camii

İstanbul’un en merkezi yerlerinden birinde bulunan Beyazıt Camii aynı zamanda Beyazid veya Bayezid Camii olarak da adlandırılır.Sultan II Bayezid’in yaptırdığı Beyazıt Camii, klasik Osmanlı dönem mimarisinin izlerini taşır. Osmanlı erken dönem eserleri arasında en bilindiklerden biri olan Beyazıt Camii’nin mimarı ise kesin olarak bilinmemektedir. Geçmişten bugüne varlığını sürdüren ve orijinalliğini koruyan bu yapı, aynı zamanda İstanbul’un en eski selatin camisi olma unvanına sahiptir.Mimar Yakupşah, Mimar Kemaleddin ya da Mimar Hayrettin’in yaptığına dair görüşlerin olduğu Beyazıt Camii’nin haziresinde ise Beyazıt'ın mezarı bulunmaktadır. Sultan Bayezid Veli tarafından şehrin en büyük meydanı olarak bilinen ve Bizans döneminde Theodosius Forumu olarak bilinen alanda yaptırılan caminin bir de kare biçimli ve 24 kubbeli revaklar ile çevrili avlusu bulunmaktadır.Yapıldığı dönemde Fatih Camii’nden sonra en büyük ikinci selatin camii olan Beyazıt Camii’nin cümle kapısında bulunan Şeyh Hamdullah’ın kitabesine göre 1501 ile 1506 yılları arasında inşa edildiği bilgisi mevcuttur. Hem batısında hem de doğusunda bulunan iki kanat (tabhane) ise beşer kubbe ile örtülmüş durumdadır. Şerefeli iki taş minaresi olan Beyazıt Camii, 1509’daki depremde zarar gördükten sonra caminin onarım çalışmasında da Mimar Sinan görev almıştır.16,78 metre çapındaki ana kubbenin ve yan iki kubbenin dört ayak üzerine oturtulduğu Beyazıt Camii’nin yan kubbelerinde yedişer; ana kubbesinde ise tam tamına yirmi pencere bulunmaktadır. Avlu döşemesinin adeta göz doldurduğu bu tarihi caminin sütunları ve avlu mermerlerinde kullanılan kırmızı porfir taşı levhalar da aynı şekilde göz kamaştırır. On sütun üzerindeki mahfile girmek içinse merdiveni kullanmanız gerekir.
buyuk-selimiye-camii

Büyük Selimiye Camii

Osmanlı Padişahı III. Selim’in yaptırdığı Büyük Selimiye Camii, İstanbul Üsküdar sınırları içerisinde yer alır. Tipik barok ve Osmanlı mimari tarzlarından esintiler taşıyan bu devasa cami, Üsküdar’ın de en çok ziyaret edilen yapılarından biri olarak bilinmektedir. Bir görüşe göre 1789 – 1807, diğer bir görüşe göre de 1801 – 1805 yılları arasında inşa edilen Büyük Selimiye Camii’ne dair en kesin bilgi III. Selim’in saltanatı döneminde yapılmış olmasıdır.Mimarı kesin olarak bilinmeyen Büyük Selimiye Camii, 1805 yılının Nisan ayında yapımı tamamlanan Selimiye Kışlası’na çok yakın bir mesafede konumlanır. Muvakkithane, çeşme ve sebilin de inşa sırasında eklendiği Büyük Selimiye Camii’nin diba, tomar ipekli, kadife ve kumaş imalathanelerinin camiye akar sağlamak amacıyla yaptırılan selimisi de oldukça dikkat çeker. O dönemde kumaş tezgahlarının yer aldığı bölüm maalesef ki 1894 depreminde yıkılmış ve günümüzde de çocuk parkı olarak kullanılmaktadır.O dönemlerde camiye yakın bir konumda yaptırılan hamamın yanı sıra inşa edilen sıbyan mektebi de bugün itibariyle çocuk kütüphanesi olarak hizmet verir. Geleneksel ve batı anlayışlarının harmanlandığı Nizam-ı Cedid döneminin de etkisinde kalan Büyük Selimiye Camii, 1950’li yıllarda ve 2004’te olmak üzere iki kez büyük onarımdan geçmiştir.Genel hatları itibariyle kare planlı olan Büyük Selimiye Camii, en çok da barok tarzıyla fark yaratır. Kare planlı harim merkezinin tek kubbe ile örtüldüğü ve beş pencere dizisine sahip Büyük Selimiye Camii’nin kubbesi 14.60 metre çaplı olmakla birlikte dört küçük kubbe ile desteklenmiş durumdadır. Hem ahşap hem de mermer işçiliği ile adeta göz dolduran Büyük Selimiye Camii’nin kızıl – yeşil renkli minberi ve mihrabı da kesinlikle görülmeye değerdir.
laleli-camii

Laleli Camii

İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Beyazıt semtinde konumlanan Laleli Camii, Osmanlı Padişahı III. Mustafa tarafından Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya yaptırıldı. Laleli Camii, özgün Türk barok mimarları arasında gösterilen Mehmet Tahir Ağa’nın en önemli eseri olarak kabul edilir. Son derece çarpıcı bir eserdir. Tuğla ve taştan yapılan caminin yanlarında galeriler ve kemerli bölümler göze çarpar. Dikdörtgen temele sahip caminin planı ise sekizgendir. İki adet sütunu hariç tüm taşıyıcı elemanları duvara gömülüdür. Oldukça ilginç bir iç mekan sunar; sarı, kırmızı, mavi gibi renklerdeki sofistike mermerlerin yanı sıra duvarlarda yeşim taşı gibi yarı değerli taşlar kullanılmıştır. Mermer mihrabı, duvarlardaki panoları, sedef kakmalı ahşaptan Kur’an kürsüsü gibi özellikleri ile ahenklidir. Esasında bir külliyenin bölümlerinden birini oluşturan caminin yakınındaki hamam ve medrese binaları tahribatlar nedeniyle günümüze gelememiştir. Etrafında bugüne ulaşabilen çok az sayıda hayır kurumları sıralanmış caminin imaret bölümü ise dışarıda yer alır. Laleli Camii’nin az ilerisinde Padişah III. Mustafa ile oğlu ve 28’inci Osmanlı Padişahı olan III. Selim’in türbeleri görülebilir. Ayrıca hoş bir sebil de yakındadır.
hamid-i-evvel-beylerbeyi-camii

Hamid-i Evvel (Beylerbeyi) Camii

Boğazın kıyı bölümünde bulunan Emirgan Hamid-i Evvel Camii, 1781 senesinde 1. Abdülhamit tarafından yaptırılır. Kendisi burayı Şehzade Mehmed ile annesi Hümaşah Hatun anısına yaptırır. Bugün genellikle Emirgan Camii olarak anılır. Mimari özelliklerine baktığımız zaman yapının kesme taşlardan ve kare bir plandan oluştuğunu ilk etapta söylemek mümkündür. Çatısı ahşap olan caminin pencereleri geniştir. Bu sayede içerisi rahat bir şekilde ışık alır. Tarihi ibadet mekanının silindirik bir gövdesi olan minaresi ise tek şerefelidir. Bu minare girişteki cephenin hemen sağ kısmında konumlanır. Bitki süslemeleri, minareye apayrı bir estetik kazandırır.Emirgan Hamid-i Evvel Camii’nin bulunduğu alanda daha önceki dönemlerde Emir Güneoğlu Yusuf Paşa tarafından inşa edilen bir sahil köşkü bulunur. O köşkün de öncesinde aynı yerde “Feridun Paşa Bahçesi” olarak adlandırılan bir arsa yer alır. Köşk toplamda 150 sene civarında kullanılsa da harabe duruma gelir ve yıktırılır. Caminin inşası bu yıkımdan hemen sonra gerçekleşir. I. Abdülhamit zamanında yapılan caminin kitabesi hala yerinde durur. 1810-1811 senesinde tarihi cami II. Mahmut tarafından geniş bir şekilde onarılır.Genel anlamda büyük bir avlunun içinde yer alan Emirgan Hamid-i Evvel Camii’nin hemen yanında Hünkar Kasrı bulunur. Bu kasrın zamanında padişah için yaptırıldığı bilinir. Bu kasrın hemen karşısında ise Emirgan Çeşmesi ile karşılaşabilirsiniz. Tarihi çeşme 1783 yılından bu yana ayakta kalmayı başarmıştır. Emir Güneoğlu Yusuf Paşa’dan dolayı bu bölge Emirgün ve sonradan da Emirgan şeklinde anılmaya başlanır. Caminin banisi olan I. Abdülhamit, Osmanlı’nın önemli padişahları arasında yer alır. Kendisi aynı zamanda III. Ahmet’in de oğludur. Hem siyasi hem de askeri alanda önemli ıslahatlara imza atmıştır.
buyuk-mecidiye-camii-ortakoy-camii

Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii)

Genellikle Ortaköy Camii olarak bilinen ama esas adı Büyük Mecidiye Camii olan tarihi yapı, İstanbul’un Beşiktaş ilçesine bağlı Ortaköy semti sınırları içerisinde yer alır. Tipik bir neo barok tarzı mimari olan Büyük Mecidiye Camii, 1853 senesinde Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nigoğos Balyan’a yaptırılmıştır.Barok üsluba sahip olmasının yanı sıra Boğaziçi’ndeki merkezi konumu ile de dikkat çeke Büyük Mecidiye Camii, tıpkı diğer selatin camiler gibi hünkar ve harem olmak üzere iki ayrı bölümden meydana gelir. Boğaz’ın eşsiz güzelliğini sunan ve İstanbul’a gelen her yerli yabancı turistin istisnasız önünde fotoğraf çekildiği bu tarihi yapıya güzellik katan bir diğer detay ise geniş ve yüksek pencerelerdir.Merdivenle çıkılabilen Büyük Mecidiye Camii’nin tek şerefeli iki minaresi olmasına ek olarak duvarlarının da beyaz kesme taştan yapılmış olması büyük ölçüde ilgi görür. Mermer ve mozaikten yapılan mihrabın kesinlikle görülmeye değer olduğu Büyük Mecidiye Camii’nin mimberi de meşhur somaki kaplı mermerden imal edilmiştir. İnce işçiliğin her bölümünde karşınıza çıkacağı Büyük Mecidiye Camii’nin tarih boyunca geçirdiği en büyük restorasyonlardan biri de 2011 ile 2014 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleşen onarımdır.İnşasına 1853 senesinde başlanan ve 1854’te de ibadete açılan Büyük Mecidiye Camii’nde bir kubbe ve iki minare bulunur. Günümüzde de ibadete ve ziyarete açık olan, belki de İstanbul’un en güzel Boğaz manzarasını sunan noktalardan birinde yer alan Büyük Mecidiye Camii, halen daha kentin en turistik mimarileri arasında gösterilir.
dolmabahce-camii

Dolmabahçe Camii

İstanbul’un semtlerinden Kabataş’ta bulunan Meclisi Mebusan Caddesi üzerinde kurulu cami, Sultan II. Mahmut’un eşi ve aynı zamanda Sultan Abdülhamid’in annesi olan Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. İnşası 19'uncu yüzyıla denk gelen caminin mimarı Nikogos Balyan’dır. Valide Sultanın 1853’teki ölümü üzerine 1855’te oğlu Sultan Abdülmecid tarafından tamamlattırılmıştır. Dolmabahçe Sarayı’nın avlu kapısının tam karşısında bulunmasından dolayı ismi Dolmabahçe Camii olarak literatüre geçmiştir. Tam olarak yeri Dolmabahçe Sarayı’nın avlusunda bulunan saat kulesi tarafındaki kapının karşısında bulunmaktadır.Camii 19'uncu yüzyıl Osmanlı mimarisine uygun olarak batılı tarzlardan esinlenerek inşa edilmiştir. Cami, bu dönemde daha çok kullanılan, barok, ampir, ve rokoko tarzı üsluplarının karışımı olarak yapımı gerçekleşmiştir. Genel malzemesi taş ve mermerlerden oluşmaktadır. Caminin en belirgin yapısal özelliği ise net bir geometriye sahip bir eser olmasıdır. Caminin iç ana mekanı tam bir kare formatındadır. Hünkar ve cami bölümleri ayrı olarak inşa edilmiş ve birleştirilmiş gibi bir görüntü sergilemekte. Caminin ana mekanı kare olarak yapılmış kubbeli ve yüksek bir kitleden oluşmaktadır. Hünkar bölümü ise daha alçak bir kitle olup dikdörtgen şeklinde yapılmıştır. Dolmabahçe Meydanı açılışı sırasında, caminin avlu çevre duvarları ve kapılarıyla birlikte bazı birimleri ortadan kalkan caminin önünde bulunan Hünkar Kasrı orijinal görüntüsünde değildir.Dolmabahçe Camii 1948 ve 1961 yılları arasında Deniz Müzesi olarak kullanılmış, daha sonra müze yeni binasına taşındıktan sonra, restore edilerek ibadete açılmıştır. 1966 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon gerçekleştirilmiştir. 
yildiz-hamidiye-camii

Yıldız Hamidiye Camii

Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit tarafından yaptırılan İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki Yıldız Sarayı Yolu’ndaki Yıldız Hamidiye Camii, şehrin öne çıkan eserlerinden.1885-1886 yılları arasında inşası tamamlanan dikdörtgen planlı cami, geniş bir arazide konumlanıyor. 16 adet penceresi bulunan kasnak üzerinde bulunup görkemiyle dikkat çekiyor. İç mekanda altın varakları, yıldız işlemeleri göz dolduran eserde Neogatik, Yunan ve Roma mimari üslubunun birlikte işlendiği hissediliyor. Bu üç stilin bir arada ele alındığı son örnek olarak gösterilmesi yönüyle de literatürde ayrı bir yer ediniyor.Hünkar mahfili bölümünün sedir ağacından yapılan kafeslerinin aynı zamanda usta bir marangoz olan II. Abdülhamit’in el işçiliği olduğu da öne çıkan detaylar arasında.Mimari yapısıyla büyüleyen Yıldız Hamidiye Camii’ne Beşiktaş’tan Barbaros Bulvarı’nı takip ederek ulaşabilir, yakınlarındaki Yıldız Parkı’nda günü yorgunluğunu atabilirsiniz. Hamidiye Camii’nin bahçesinde bulunması sebebiyle ‘Hamidiye Saat Kulesi’ olarak da bilinen ‘Yıldız Saat Kulesi’ de ilgi çekici tarihi yapılar arasındadır.
edirnekapi-mihrimah-sultan-camii

Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii

İstanbul Fatih ilçesi Edirnekapı semtinde bulunan Mihrimah Sultan Camii, şehrin Avrupa Yakası’nda en çok ziyaret edilen tarihi camiler arasında yer alır.Mihrimah Sultan Külliyesi’nin merkezinde konumlanan cami, 1562 ile 1565 yılları arasında Mihrimah Sultan’ın emri ile Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı olan bu mukaddes ibadethanenin girişi, külliyedeki medrese ile aynı avluya bakan kuzeybatı yönündeki son cemaat yerindedir. Ayrıca caminin girişi 20 metre çapındaki kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yeri ise yedi kubbeli ve sekiz mermer granit sütunludur. Taç kapından girişin sağlandığı caminin ayrıca bir tek batı kanadında kubbesi vardır. Tamı tamına 204 penceresi bulunan Mihrimah Sultan Camii’nin 161 penceresi kubbeye ve kemer içine yerleştirilmiştir. 1766, 1894 ve 1999’daki depremlerde hasar alan cami, en son 2009 yılında oldukça kapsamlı bir restorasyondan geçti ve yeniden ibadete açıldı. Osmanlı’dan kalan en önemli tarihi ve dini mekanlar arasında gösterilen Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii, Üsküdar’daki aynı adı taşıyan diğer camii ile adeta bir ahenk içerisindedir.
uskudar-mihrimah-sultan-camii

Üsküdar Mihrimah Sultan Camii

İstanbul Anadolu Yakası Üsküdar ilçesinde, iskele meydanında bulunan Üsküdar Mihrimah Sultan Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en önemli eserlerinden biridir.Tarih literatürüne Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın kızı olarak geçen Mihrimah Sultan için esasında İstanbul’da iki adet kendi ismini taşıyan cami vardır. Bunlardan biri Edirnekapı’daki; bir diğeri ise Üsküdar İskele Meydanı’ndakidir.1547 ile 1548 yılları arasında Mihrimah Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan bu mukaddes ibadethane, dikdörtgen plana sahip olup; 10 metre çapındaki oldukça büyük bir kubbeyle örtülüdür. Bahsi geçen bu yüksek kubbe, kıble tarafından ve iki yanından yarım kubbelerle desteklenmiş; kıble tarafındaki yarım kubbenin iki yanına da birer kubbecik yapılarak takviye örtü sistemi uygulanmıştır.Kubbenin kasnağında ise tam 16 adet pencere açıklığı vardır. Mermerli olan mihrabının yanı sıra minber de som mermerdendir. Öte yandan minber pek çok birbirinden şık geometrik şekillerle süslenmiştir. Kırmızı renkteki ince somaki mermerden sütunların üzerinde yer alan külah kısmı ise cidden görülmeye değerdir. Pencere ve kapı kanatları fildişi ile sedef kakmalı olan Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’nin vaiz kürsüsü ise tam bir sanat eseri niteliği taşımaktadır. Tek şerefeli iki adet minaresi bulunan caminin ayrıca avlusunda 20 köşeli mermer bir şadırvan bulunmaktadır.Son olarak belirtelim ki 5 asırdır sağlamlığını koruyan cami, Üsküdar’ın simgeleri arasında yer almaktadır.
pertevniyal-valide-sultan-camii

Pertevniyal Valide Sultan Camii

Pertevniyal Valide Sultan Camii, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Aksaray Meydanı’nın tam karşısında konumlanır. Farklı mimarisiyle kendini hemen belli eden dini yapı, Osmanlı Padişahı Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından Harkop ve Sarkis Balyan adlı iki mimara yaptırıldı. Dönemin ileri gelenleri arasındaki Ermeni mimarlar, Boğaz kıyısındaki bazı Osmanlı saraylarını da tasarlanmışlardı. Cami, İspanya ve Kuzey Afrika’da gelişen mağrip mimarisi ile Türk üslubunun ilginç bir kesişimi olarak tanımlanır. Söz konusu iki üslubun gotik, ampir ve Rönesans tarzının Fransa’da doğup Osmanlı’da önemli etkileri olan rokoko ile uyumuna da örnek teşkil eder. İki minareli cami, küçük ama yüksek bir kubbe ile örtülüdür. Hem dışı hem de iç mekanı bezemelerle doludur. Kalem işi süslemeleri, altın yaldızları ve Aksaray Meydanı’nı karşıdan gören göz alıcı avlu kapısı ile dikkat çeker. Caminin 1871’de tamamlandığı bilinir. Çoğu otoriteye göre bir karmaşanın hakim olduğu Pertevniyal Valide Sultan Camii, yine de farklı tarzı ve ilgi çekici ayrıntıları ile öne çıkar. Aksaray’ın silüeti açısından vazgeçilmez bir değerdir.
yeni-valide-camii

Yeni Valide Camii

İstanbul’un Anadolu Yakası’nın başlıca iki ilçesinden biri olan Üsküdar’da yer alan Yeni Valide Camii, vapur iskelesine bakan ana meydanda göze çarpar. İskele Camisi’nin de çok yakınında bulunan Yeni Valide Camii, 1708-1710 yılları arasında Osmanlı Padişahı III. Ahmet’in annesi Gülnuş Emetullah Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. Geniş, tarihi bir geçitten girilen cami sizi revaklı ve geniş avlusuyla karşılıyor. Cami, klasik Osmanlı tarzındadır. Marmara Adası’ndan getirilmiş mermerleri görülmeye değerdir. Süslemelerindeki yenilikler göze çarpan ayrıntıları arasındadır. Fil ayaklarla destekli yapı merkezi kubbelidir. Zarif işçiliği öne çıkan mihrap ve minber kısımları caminin diğer unsurları arasında gösterilebilir. Son cemaat yerinin uçlarında birer minareleri iki şerefelidir. Bir külliye içerisinde bulunduğu için yakın çevresindeki sebil, imaret, şadırvan ve çeşitli binalar dikkat çeker. Yapılardaki barok süslemeler ilgi çekicidir. Üsküdar’ın silüetinin ayrılmaz bir parçası olan Yeni Valide Camii, ziyaretçilerini bekliyor.
eski-atik-valide-camii

Eski Atik Valide Camii

Müftülük kayıtlarına göre resmi adı ‘Eski Valide Camii ve Külliyesi’ olan ancak günümüzde Atik Valide Camii olarak adlandırılan Atik Eski Valide Külliyesi, İstanbul’un Üsküdar ilçesi sınırları içerisinde yer alır. III. Murat’ın annesi; II. Selim’in ise eşi olan Afife Nur Banu Valide Sultan’ın bizzat Mimar Sinan’a yaptırdığı bu tarihi yapının inşa tarihi 1583 senesine kadar uzanır.Temel yapılarının cami ve külliye olduğu kompleksin en çok ilgi gören kısmı şüphesiz İznik çinilerinin en nadide örnekleridir. Darüşşifa, darülkurra, hamam, kervansaray, sıbyan mektebi, tekke, medrese, cami ve külliyeden meydana gelen Atik Eski Valide Külliyesi’ndeki en ilginç detay ise cami kubbesinin altı dayanak üzerinde duruyor olmasıdır.Dışarı doğru çıkıntısı olan mihrabın olduğu bölümde beşinci yarım kubbenin olduğu Atik Eski Valide Külliyesi’nin muazzam görünümlü İznik çinileri kesinlikle görülmeye değer. Mimar Sinan’ın 94 yaşında yaptığı Atik Eski Valide Külliyesi, tüm dünyanın tanıdığı sanatçının son eseri olma özelliğini taşır. Boyutları itibarıyla İstanbul’un en büyük külliyeleri arasında gösterilen Atik Eski Valide Külliyesi, inşa edildiği araziye farklı seviyelerde yapıldığı için şekil olarak biraz sıra dışı görünebilir.Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne tahsis edilen Darülkurra ve Darülhadis binaları esasında 1970’li yıllara kadar Toptaşı Cezaevi adı altında hapishane olarak hizmet verdi. Tüm bunlara ek olarak hapishane, bimarhane, kışla, medrese gibi farklı amaçlar için de kullanılan Atik Eski Valide Külliyesi’ne Üsküdar İskelesi, Üsküdar Meydanı gibi merkezi noktalardan kolaylıkla ulaşmak mümkündür.
ayazma-camii

Ayazma Camii

Ayazma Camii'ne adım attığınızda, tarihle iç içe geçmiş bir atmosfer sizi karşılar. İstanbul'un farklı dönemlerinden izler taşıyan bu camii, 17. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Girişteki muazzam kapı, mimarisindeki detaylarıyla ziyaretçilere geçmişe bir kapı aralar.Ayazma Camii'nin mimarisi, Osmanlı dönemine özgü estetik ve teknik detayları içinde barındırır. Yapının minaresi, zarif işlemeler ve desenlerle süslüdür. Caminin içi ise renkli cam mozaikleri, ahşap oyma işçiliği ve özenle seçilmiş dekoratif unsurlarıyla göz kamaştırır. Kubbelerin incelikle işlenmiş detayları, ziyaretçilere tarih ve sanatın buluştuğu bir mekan sunar.Ayazma Camii'nin mimarisinde dikkat çeken bir diğer önemli unsuru, mimarın su kullanımını ustalıkla entegre ettiği şadırvandır. Şadırvanın zarafeti, camiye ayrı bir güzellik katarken, aynı zamanda ibadetin sadece ruhsal değil, fiziksel bir temizlikle de ilişkilendirildiğini simgeler.Ayazma Camii, tarihi atmosferi ve mimari zarafetiyle İstanbul'un kalbinde unutulmaz bir gezi noktasıdır. Ziyaretçiler, caminin içinde yankılanan tarih kokan duvarları arasında adeta zaman yolculuğuna çıkarlar. Bu büyüleyici yapı, teknik detayları ve tarihî önemiyle İstanbul'un zengin kültürel mirasının bir parçası olarak hafızalarda iz bırakır. İstanbul'u keşfetmek isteyenler için Ayazma Camii, geçmişin ve günümüzün buluştuğu eşsiz bir durak olarak öne çıkmaktadır.
buyukada-hamidiye-camii

Büyükada Hamidiye Camii

Büyükada Hamidiye Camii'nin mimarisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki mimari anlayışıyla uyum içindedir. Yapının minaresi, zarif işlemeler ve çini süslemelerle bezenmiştir. İç mekânda ise geniş mihrapaneler, renkli camlarla bezeli pencereler ve oyma ahşap detaylar göz kamaştırır. Kubbenin muazzam yapısı, mimari ustalığın en güzel örneklerinden biridir.Büyükada Hamidiye Camii'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, caminin tam ortasında yer alan yuvarlak planlı bir avluya sahip olmasıdır. Bu avlu, camiyi çevreleyen diğer yapılarla uyum içinde bir bütünlük oluşturur. Ayrıca, avlunun ortasındaki şadırvan, sade ve zarif tasarımıyla dikkat çeker.Büyükada Hamidiye Camii, sadece mimarisi ve teknik detaylarıyla değil, aynı zamanda tarihî önemiyle de öne çıkan bir ziyaret noktasıdır. Adanın tarihi ve kültürel atmosferi içinde bu camiyi ziyaret etmek, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine dair izler sürmek anlamına gelir. Büyükada Hamidiye Camii, ziyaretçilerini sadece bir yapı değil, aynı zamanda tarih ve huzurun buluştuğu eşsiz bir noktada hissettirir.
nusretiye-camii

Nusretiye Camii

19. yüzyılda Sultan Abdülmecid tarafından inşa edilen bu cami, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki mimari anlayışın zirvesini temsil eder. Girişteki ihtişamlı kapı, ziyaretçilere Osmanlı dönemi mimarisinin zarafetini ilk elden deneyimleme fırsatı sunar.Nusretiye Camii'nin mimarisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun sanat ve mühendislik mirasının kusursuz bir örneğidir. Yapının minaresi, etkileyici bir yüksekliğe ulaşırken, kubbe ve mihrapanelerdeki süslemelerde kullanılan renkli cam mozaikler göz kamaştırıcıdır. Ahşap oyma işçiliği, caminin içindeki detaylara zarafet katar.Caminin iç mekânındaki mimari düzenleme, klasik Osmanlı mimarisine sadık kalarak, geniş bir ibadet alanı sunar. Yüksek kubbeler, geniş mihrapaneler ve zarif sütunlar, ziyaretçilere Osmanlı İmparatorluğu'nun estetik anlayışını açıkça gösterir. Caminin içindeki özenle işlenmiş mihrapaneler, duvarlardaki hat sanatı örnekleriyle birleşerek, ziyaretçilere estetik bir şölen sunar.Nusretiye Camii, tarihi ve teknik detayların buluştuğu eşsiz bir ziyaret noktasıdır. İstanbul'u keşfedenler, bu camide Osmanlı İmparatorluğu'nun zengin kültürel mirasını hissederler. Nusretiye Camii, sadece mimari bir şaheser değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun zengin sanat ve mühendislik geçmişine bir saygı duruşudur. Bu muazzam yapı, ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkarırken, geçmişin büyüsünü günümüze taşıyan bir köprü görevi görür.

Hazırlayan

GeziBilen

Dijital Rehber

GeziBilen

Tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerimize ışık tutarak; ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmak bizi sizlerle buluşturan temel amacımızdır.

GeziBilen Logo
Google Play Badge
AppStore Badge
AppGallery Badge
İletişim

0 (212) 274 2121

merhaba@gezibilen.com

Balmumcu Mah, Bestekar Şevkibey Sk, No:26 Beşiktaş-İstanbul

  • GeziBilen Gezi Noktaları2.500 gezi noktası

    2.500 noktayı keşfetmeye hazır mısınız?

  • GeziBilen Ülkeler4 Farklı Dil Seçeneği

    Tüm yazılı ve sesli içerikler Türkçe, Almanca, İngilizce ve Rusça

  • GeziBilen Rotalar185 Tematik Rota

    Her şehir için özel hazırlanmış onlarca tematik rota

Diğer İçerikler